Kısa kısa bir şeyler

Etiketler :



Erdoğan Bayraktar ile Dilek Özçelik arasında yaşananlar ilgili uzun bir yazı yazmak istedim. Başlığım bile hazırdı: Başkaları adına utanmak. Ama yazamadım. Yazmaya her başladığımda o kadar sinirlendim ki hukuki problemler yaratacak bir yazıyı yayımlamak istemedim. Bugün ise son olarak Hüseyin Çelik'in söyledikleri ortadaki utancı katlayacak hale getirdi. Bakan'ın Dilek'e vermeye çalıştığı miktarı açıkladı Hüseyin Çelik. Hani sağ elin verdiğini sol el bilmezdi?

Altın fiyatlarındaki sert düşüş devam ediyor. 1 gram altının yaklaşık 79-80 lira seviyelerine kadar indiğini belirtmekte fayda var. 2 gün önce çeyrek altın alma amacıyla kuyumcuya gittik ve o ortamı görmeliydiniz. Küçücük dükkanda yaklaşık 10 kişi vardı ve herkes deliler gibi çeyrek altın almaya çalışıyordu. Hürriyet Ekonomi'de çeyrek altının fiyatının 130 lira seviyelerine indiği yazılsa da kuyumcuda fiyatların 140 lira seviyelerinde olduğunu söyleyeyim.

Boston Maratonu'nda yaşanan trajik olay akıllara tek bir soru getiriyor: Sıra İran'da mı? Bu tür paranoyaları oldum olası sevmem, üzerine konuşacak da değilim. Ben başka bir noktaya parmak basmak istiyorum. Tam bu sırada İran'da yaşanan deprem ve bunun sonrasında bazı kesimlerin "Amerika İran'a müdahale yapacaktı, Allah İran'ı koruduğu için deprem yarattı" şeklinde açıklamaları çok komik. Bak hala gülüyorum.

CHP'de hala garip olaylar yaşanıyor. Son olarak partinin Genel Başkan Yardımcısı Gülseren Oranç istifa etti. Oranç, "CHP tabanının %65'i çözüm sürecini destekliyor" şeklinde bir açıklama yapmıştı ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu tarafından istifası istenmişti. CHP'deki iç hesaplaşma tam gaz.

Da Vinci’s Demons dizisindeki Türk karakteri diziyi bizim haber sitelerinin manşetlerine taşımaya başardı.   Dizi bu kadar gündemdeyken izlememek olmaz tabii ki. Bir-iki bölüm daha yayınlandıktan sonra izlemeyi ve Da Vinci’s Demons hakkında bir inceleme yazısı yazmayı düşünüyorum. Umarım bizimkilerin dediği kadar "yılın dizisidir".

Show TV'de Ben Burdan Atlarım diye bir yarışma programı gördüm. Hayatımda gördüğüm en amaçsız, en saçma ve heyecansız yarışma programı buydu sanırım. Sunucusundan, jürisine, yarışmacısına kadar herkes mi yaptığı işten mutsuz olur, Allah'ım biz ne yapıyoruz burada der? Kanalın durumu gerçekten çok vahim görünüyor. Bir parantez de Rahşan Gülşan'a açmak istiyorum. Niye, ne amaçla bu programda jürilik yaptığını anlayamadım. Araştırırken Habertürk'ten ayrıldığını (kovulmuş diyorlar) da öğrendim. Üzülme be Rahşan, twitter çıktı gazetecilik bozuldu zaten. Şimdi herkes gazeteci!

Gazeteci demişken aklıma geldi bak. Yine Habertürk üzerinden konuşacağım. Bu kez konumuz Serdar Turgut. Gazeteleri okurken her gün bir öncekinden daha fazla köşe yazısı okumaya çalışıyorum ve her gün Serdar Turgut'a bir şans daha veriyorum. Ama olmuyor, olmuyor, olmuyor. Bugüne kadar 3 cümleden ilerisine gidemedim. Şimdi sorun bende mi, yoksa Serdar Turgut'ta mı bilemedim.

0 yorum: