Kürdistan ve Lazistan gerçeği

Etiketler :

Kürt sorunu ve "çözüm" süreci ile ilgili medyada bugüne dek çıkan haberleri incelerken çok ilginç ve bir o kadar da şaşkınlık verici, daha önce nasıl olduysa gözümden kaçan bir haberle karşılaştım. Habere göre, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, şu şekilde bir açıklama yapıyor: "Osmanlı'ya baktığımız zaman, o güçlü Osmanlı'da mesela çok daha enteresan Lazistan eyaleti var, Kürdistan Eyaleti var. İniyoruz güneye yine aynı şekilde eyalet sistemleri var. Niye Osmanlı güçlü ve oralarda hiç çekinmeden rahatlıkla bunları vermiş." İnanın ya da inanmayın, bu cümleleri okurken kanım dondu.

Evet, demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Demokrasi bir Başbakan seçmeyi zorunlu kılıyor. Bundan şikayetçi değilim, aksine demokrasinin ve özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir ülkede yaşamayı herkes gibi ben de isterim. Ancak biz öyle bir Başbakan seçiyoruz ki, bu Başbakan, Kürdistan ve Lazistan eyatlerinin Osmanlı Devleti'nde niye ve nasıl var olduğunu bilmiyor, bununla da kalmayıp "yahu Osmanlı'da varmış işte, bizde de olsa ne olur ki" minvalinde açıklamalar yaparak halkına yanlış düşünceler empoze etmeye çalışıyor, birilerinin de ekmeğine bir güzel yağ sürüyor. Peki bunu neden yapıyor? Nedeni açık: Başkanlık sistemine geçmek ve böylece Türkiye'nin hem siyasi yönden en güçlü ismi olmak, hem de ünvan olarak en prestijli ünvana sahip olmak. İnanabiliyor musunuz? 75 milyonluk ülkenin Başbakanı kişisel hırsları ve arzuları için tarihte dezenformasyon yapmaya çalışıyor, ülkesinin ve milletinin menfaatine hareket etmiyor!

Osmanlı'da Kürdistan ve Lazistan vardır. Ancak bunlar sadece bölge isimleridir. Bugün ülkenin kuzey kesimine Karadeniz Bölgesi deniliyorsa, dün de Lazistan denilmiştir. Bugünün Güneydoğu'su ve Doğu'su nasıl Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu olarak geçiyorsa, dün de Kürdistan olarak geçmekteydi. Osmanlı, eyalet sistemini vergilerin toplanmasını kolaylaştırmak amacıyla kullanıyordu. Bu iki bölgede, yani Kürdistan ve Lazistan'da Osmanlı'nın atadıkları valiler bulunmaktaydı ve bu bölgeler kesinlikle ve kesinlikle iç ve dış işlerinde Osmanlı'dan bağımsız değillerdi.

Şaka gibi bir ülkede yaşıyoruz. Ülkenin Başbakanı çıkıp "canım ne olacak yani zaten geçmişimizde de varmış ki bu eyalet denen şeyler" diyor, bundan 1-2 gün sonra ise BDP Eşbakanı çıkıp "artık özerklik istiyoruz!" diyor. Der, der tabii. Neden demesin ki? Başkan olmak, en güçlü olmak uğruna yapamayacağı hiçbir şey olmayan bir Başbakan varken neden özerklik istemesin, neden bağımsız olmak istemesin? Ona bu sözleri söyleyebilme imkanı tanınıyorken neden işbirliğine gitmesin?

BDP Eşbakanı'nın açıklamaları için: http://www.youtube.com/watch?v=7GmnNRXBOC0

Başbakan'ın aslında söylediğinin gerçekte olan olmadığını, bunun Türkiye'yi demokratikleşmeye değil
bölünmeye götüreceğini geçtim, bir Başbakan nasıl böyle açıklamalar yapabilir? Kendisinin Tarih bilgisinin zayıf olduğu açık, peki hiç mi danışmanı yok "sayın Erdoğan siz ne dediğinizin farkında mısınız?" diye kendisini uyaracak olan? Bu açıklamayı neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor. Bir şey daha dikkat çekici. Koskoca Başbakan, Osmanlı'da Yunanistan, Sırbistan gibi milliyetçi ve özgürlükçü hareketler sonrasında elden çıkan bölgelerin, eyaletlerin neden elden çıktığını, önce özerklik kazanıp sonra bağımsız olduğunu ya bilmiyor ya da bilmiyormuş gibi yapmak işine geliyor!

Rahmetli Neşat Ertaş zamanında çok güzel konuşmuş. Ertaş, "İlimsizlik, bilgisizlik yüzünden cehalet hortlayıp çıkar mı, çıkar. Sevgisizlik, saygısızlık yüzünden insan insandan bıkar mı, bıkar." demiş.

Kendisine buradan rahmet diler, saygıyla anarım...

0 yorum: