Fenerbahçe 2013/2014 transferleri ve sezon öncesi değerlendirmesi

Etiketler :

Uzun bir değerlendirme yazısı olacak, sabırla okuyanlara şimdiden teşekkür ederim.

Transferle başlamak istiyorum. Bizde transferler ikiye ayrılıyor: doğru transferler ve yanlış transferler.

Doğru Transferler

Alper Potuk: Önemli bir genç oyuncu. Her sene kendini biraz daha geliştirdi. Dikine çok iyi gidiyor ve enerjik. Her şeyden önemlisi, bu formayı istiyor ve yatmaya gelmediğini belli ediyor. Sezonun şüphesiz en büyük kazanımı Alper Potuk. 5 milyona almak varken 1-2 milyon euro fazladan vermek tabii ki hoş değil ama doğru ve başarılı bir transfer olduğu su götürmez bir gerçek.

Bruno Alves: 5 milyon euro'ya transfer edildi. İsimli bir oyuncu, daha önce 22 milyon euro'luk bir transferi var. İsmi de, geçmişteki bonservisi de geride kaldı, şimdi Fenerbahçe formasıyla yaptıklarını konuşmamız gerekiyor. Hazırlık maçlarında ve Salzburg eşlemesinde çok iyi oynadı. Galatasaray maçında yine iyiydi ama haddinden fazla agresif bir oyuncu ve bu özelliği takımı yakabiliyor kupa finalinde olduğu gibi. Kendisinden beklentim büyük. Hem lider oyuncu özelliklerine sahip sert bir stoper, hem de ayakları yumuşak. Kadroya direkt yazılacak isimlerin başında geliyor. Tabii disiplin altında tutulması da şart. Özellikle göreceği kırmızı kartları engellemek adına gördüğü kartlar için para cezasına çarptırılmalı.

Emmanuel Emenike: Emenike iyi bir oyuncu ama çok da abartılacak bir isim değil. Açıkçası 9 milyon euro karşılığında Karabük'ten transfer edilmesi çok hoşuma gitmemişti. O paralara çok daha iyi oyuncular bulunabileceğini düşünüyordum. 10 milyon euro'ya elden çıkarıldı, 13'e ise geri alındı. Bu transferi doğru transferler kategorisine aldım çünkü Emenike'nin takıma katkı vereceğine eminim. Verilen parayı ise çok bulmaktan ziyade astronomik buluyorum. Neyse parayı bir kenara bırakalım ve asıl meseleye gelelim. Emenike transferi konuşulurken dikkatimi en çok şey Emenike'nin gereksiz abartılmasıydı. Bu sadece oyuncu üzerinde baskı yaratmaya ve taraftarın hayalkırıklığı yaşamasına neden olabilir. Bekleyip görmemiz lazım, kaç yaşında olursa olsun, Emenike'nin Fenerbahçe performansını ancak yaşayarak görebiliriz.

Yanlış Transferler

Michal Kadlec: Neden transfer edildiği muamma olan bir sol bek. 29 yaşında. Yaşını özellikle vurguladım çünkü hem genç değil hem de gelişime açık değil. Son sezonunu sakatlıkla geçirmiş bir oyuncu. Verilen bonservis de az değil Kadlec için. Alacağı yıllık ücret de cabası. Sol bekteki performansından memnun olmayanlar stoperde daha iyi oynayacağını ileriye sürdüler. Fakat bizim stoper rotasyonumuz hayli kalabalık. Elimizde Alves, Yobo, Egemen, Serdar ve Bekir var. 2 stoperle oynayan bir takım için bu 5'li sayısal anlamda oldukça yeterli. Sezon başı transfer planlamamızı oldukça yanlış ve hatalı buluyorum. O bölgeye illa transfer yapmayı düşünüyorsanız Hasan Ali'den kat kat iyi ya da en azından bir iki tık iyi bir oyuncuyu almanız gerekir. Kadlec ise Hasan Ali'den bile kötü ve 29 yaşında. Evet yaşı yine vurguladım çünkü Kadlec'i seneye satmak istediğinizde 30 yaşında, senede 2 milyon euro civarı para kazanan bir oyuncu olacak elinizde ve aldığınız parayı muhtemelen çıkartamayacaksınız. "Ama stoper oynar..." Oynar evet ama halihazırda bir Yobo var ve o da 2 milyon euro civarı kazanıyor. Kadlec'im geldi diyerek Kadlec'i transfer edecekseniz Yobo'yu neden göndermiyorsunuz?

Samuel Holmen: Nerede beleş, oraya yerleş hesabı transfer edilen ve hala lisansı çıkartılamamış İsveç'li. Bu arkadaşımız da 29 yaşında. 3 senelik bir İBB kariyeri var. Fena bir oyuncu değil ancak yabancı kontenjanı düşünüldüğünde Fenerbahçe için yetersiz bir oyuncu. Yani, önünüzde bir yabancı kısıtlaması varsa tercih edeceğiniz yabancı oyuncu Samuel Holmen olmamalı. Olursa da 1.5 milyon euro gibi bir ücret almamalı. İlla Holmen'i alacağım diyorsanız elinizde bulunan Cristian Baroni isimli vatandaşı ülkesine göndermeniz gerekli. Bunların hiçbirini yapamadığınız zaman başarısız bir transfere imza atıyorsunuz. "6+0+4 var tribünde otursun..." Var, yok demedim ki. Ama senin elinde Emre, Meireles, Cristian, Alper, Salih gibi iki kişi oynatacağın bölge için 5 futbolcu var. Bunlardan ikisi de yabancı. Hatta çok zorda kalırsan altyapında Oğuz Mataracı gibi pırlanta gibi bir çocuk var. Neden gerek var Samuel Holmen'e? Yok.



Formasyon Üzerine

Fenerbahçe Alex gidene kadar hep forvet arkasında bir oyuncu ile oynadı. Alex gittikten sonra ise bu rol Cristian'a verildi. "Sarkık orta saha olarak oynadı o bir kere..." dediğini duydum ama birbirimizi kandırmaya gerek yok. Cristian, merkezdeki forvet oyuncusuna en yakında duran oyuncumuzdu. Alınmaca, gücenmece yok. Bu önliberodan ofansif orta sahaya devşirilen arkadaşımızdan istikrarlı bir performans alamadık. Bunun üzerine dönemin teknik direktörü tarafından bir taktik uyduruldu. Bu formasyon ile ilgili görüşlerimi uzun uzun yazmayı düşünmüyorum. "Neden böyle oynamamalıyız" sorusuna geçen sene belki onlarca kez cevap verdim.

Şimdi mesele şu:

Bu formasyona uygun olarak Emenike transfer edildi. Muhtemelen Sow-Emenike-Kuyt ile oynayacağız. Muhtemelen Sow, topu kaleden oldukça uzakta ayağına alacak ve bir süre sakladığı topu kaptıracak. Kuyt, topu aldığında en yakınındakine tek pas verecek. Kendisi pas verme konusunda oldukça yeteneksiz bir oyuncumuz olduğu için verdiği pas kontra atağa dönüşecek. Emenike iki stoperin arasında topun kendisine ulaşmasını sabırla bekleyecek.

Peki ben gerçekten kahin miyim? Bu senaryoyu nereden biliyorum? Uyduruyor muyum?

Hayır ortada ne bir kehanet var, ne bu bir senaryo ne de ben uyduruyorum. Bunlar geçen sene tanık olduğumuz, birçoğumuzun saçlarını döken, birçoğumuzda kansere giden süreci başlatan oyuniçi aksiyonlar. Bakın bir an için beni Fenerbahçe maçını anlatan spiker olarak düşünün:

"Volkan ayağıyla Alves'e oynadı. Alves'den Hasan Ali'ye. Hasan, Mehmet Topal'a döndü. Mehmet'ten Emre'ye bir pas... Emre'den Sow'a... Şimdi yardım geldi ve Sow kaptırdı..."

"Gökhan... Gökhan topu Meireles'e bıraktı. Meireles'den Kuyt... Kuyt, araya oynamayı düşündü ama top geçmedi..."

Evet böyle. Böyle olması da doğal. Çünkü kanatlarda oynattığınız (tamam biliyorum kanat değiller ve kanat forvet olarak oynuyorlar!) iki isim, Kuyt ve Sow, bu bölgede oynayacak özelliklere sahip oyuncular değil. Bunu bir Sow hayranı olarak söylüyorum. Sow'dan maksimum fayda elde etmek istiyorsanız oyunu rakip sahaya yıkmalı ve Sow'u merkezden ve kanatlardan beslemelisiniz. Sow, topu kaleden 40 metre ileride alırsa geçmiş olsun. Evet, Sow çalım atabilir. Atacağı çalım ise açık alanda yakaladığı beki hızıyla geçmek olur. Yapıp yapabileceği en fazla budur. Ara pası atabilir mi? Orta yapabilir mi? Sıkışık oyunda adam eksiltebilir mi? Hayır, yapamaz. Yapamadığı zaman da rakip kaleye gidemezsiniz. Aynı şey diğer kanatta oynayan oyuncumuz Dirk Kuyt için de geçerli. Kuyt, yetenekleri sınırlı bir oyuncu. Bu benim keşfim değil. Futboldan az çok anlayan herkesin anlayabileceği bir durum. Takımızda üst düzey yetenekli, yaratıcı oyuncular bulunduğunda Kuyt tarzı oyuncular bulunmaz nimettir. Ağır işleri onlar yapan, koşmayan yetenekli oyuncuların yerine de koşar ve onların açığını kapatır. Ancak siz Sow-Emenike-Kuyt ile oynadığınızda halihazırda oldukça düz (yaratıcılık anlamında) olacaksınız ve Kuyt'ın varlığı yarardan çok zarar getirecek. "Ne yapalım yerine Krasiç mi oynasın Topuz mu oynasın?" Hayır, ikisi de oynamasın. Oynamamalı. Günü kurtarmak adına oluşturulan uydurma bir taktik üzerine bir sezon planlamasının yapılmasının yanlışlığını vurgulamak istiyorum sadece.

Tarifi veriyorum:

Elimizde merkez için fazlasıyla yeter bir adet Sow var. Webo "iyi bir yedek." 3. forvet olarak yerli olduğu için Cenk tercih edilebilir. Krasiç ve Stoch bazı nedenlerden dolayı çizik yemiş isimler. Gönder, gitsin. Hem bonservis elde et, hem de kontenjanında yer aç iki yeni kanat oyuncusu ve ofansif orta saha oyuncusu için. OOS transferi de çok elzem değil. Salih var, Alper var forvete yakın oynayan orta saha rolü için. Kilit nokta kanatlar. Sizin kanada öyle oyuncular almanız gerekiyor ki bu takım cidden güçlensin ve transfer yaptığınıza değsin. "Öyle oyunculardan" kasıt da belli: adam eksiltecek, dikine gidecek, pozisyona girecek ve pozisyona sokacak. Böylece kısır futbolunuzdan kurtulacaksınız, en azından kurtulmayı deneyeceksiniz.



Ama olmadı, Fenerbahçe temelsiz sistemini değiştirmek yerine bunu makyajlamayı uygun gördü. Ve şimdi konu Ersun Yanal'a geliyor yavaş yavaş...

Hayır, Ersun istifa falan demeyeceğim. Bana göre bir teknik direktöre en azından yarım sezon müsaade edilmelidir. 1 sezon ise kendisinin ne olduğu, ne olmadığını ve ne olup ne olamayacağını görmek için fazlasıyla yeterlidir. Gerçi ben günü kurtarmak yerine geleceğe yatırım yapmaktan (yabancı hoca ve yeni bir anlayış) yanaydım. Sonuçta tercih edilen Ersun Yanal olduğuna göre biraz da Ersun Yanal'dan bahsetmemiz gerekiyor.

Ersun Yanal'ın Eskişehirspor'u şöyleydi: Rakip defanstan çıkmaya çalışırken hücum bölgesinde görevli oyuncular ve merkez orta saha sert bir pres başlatır, kapılan toplarla ise rakip kaleye gidilir ve gol bulunurdu. Bunun örneklerini hazırlık maçlarında ve süper kupa finalinde gördük. Harika. Buraya kadar bir şey yok.

Ancak dikkat çekmek istediğim bir şey var:

Fenerbahçe, büyük bir kulüp. Rakiplerin çekindiği bir takım. Bu nedenle Anadolu kulüplerine karşı oynadığımızda genellikle top bizim ayağımızda oluyor ve kapanan takımın kilidini açmaya çalışıyoruz. Birinci taktik güzel olmasına güzel ama kapanan takımlara karşı kilidi nasıl açacağız, topu rakip kaleye nasıl götüreceğiz ve nasıl sokacağız? Bunun cevabını bulamıyorum ben. Sonuçta top sizin ayağınızda, rakibinizin değil. 3 merkez orta saha ve 3 merkez forvet özellikli forveti düşündükçe işin içinden hiç çıkamıyorum. Umarım Ersun Yanal bunun çözümünü biliyordur. Çözemediği taktirde geçen seneden çok da farkımız olmayacak. Olmadığını ilk Salzburg maçında ve kupa maçında gördük. Açıkçası o iki maç beni büyük bir karamsarlığa itti ve Emenike transferi hiç de rahatlatmadı beni. Çünkü Tsubasa'yı almadık. Bir adet sihirli değnek de satın almadık. Aynı oyun anlayışı ve formasyon ile devam ettiğimiz müddetçe merkez forvette Emenike, İbrahimovic ya da Veysel Cihan oynamış çok fark etmiyor. Çünkü biz merkezi topla buluşturamıyoruz, pozisyona sokamıyoruz.
Beklentiler

Bu sene kesin şampiyonuz diyemiyorum. Ancak beklentim kesinlikle şampiyonluk. Şampiyonluğun gelmediği yerde takım da, teknik direktör de, yönetim de net olarak başarısızdır. Türkiye için konuşuyorum tabii ki.

Avrupa'da Arsenal'i eleyebileceğimizi düşünmüyorum. UEFA Avrupa Ligi bizim için çok daha reel bir hedef. Önemli miktarda bir gelirden mahrum olacak olmak can sıkıcı tabii...

Son 5 senedir özellikle söylediğim bir şey var:

Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi'nde (UEFA'da) çeyrek final, yarı final ve hatta final oynaması şaşırılacak bir şey değildir. Olması gereken budur. Olmamıştır orası ayrı. Olduğunda da bu tebrik edilmelidir...

Düzenli olarak bu kulvarda çeyrek final ve üzerini görmemiz gerekiyor. Bu seneki beklentim en azından çeyrek final. Tabii ki çektiğiniz kura, oynadığınız rakip çok önemli. Ancak çeyrek finale kadar zorlanabileceğimiz rakiplerle oynayacağımızı sanmıyorum. Özetle, beklentim çeyrek final ve üzeri. Şampiyonlar Ligi'ne kalınması halinde ise 2. tur.

Türkiye Kupası benim önem verdiğim bir klasman değil. Üzerinde konuşmaya gerek duymuyorum. Gençler oynasın, oynatılsın.

Umarım bizim adımıza bol gollü bir sezon olur ve Fenerbahçe gibi oynarız.

Buraya kadar sabırla okuyan herkese teşekkür ederim...

1 yorum:

  1. Eğer bir kredi için mi arıyorsunuz? Ya da bir banka tarafından kredi veya bir veya daha fazla nedenlerle bir finans kurumu reddetti? Haklısınız burada kredi çözümleri için doğru yer var! Scotiabank kredisi Yatırım% 2 düşük ve uygun faiz oranı şirketlere ve bireylere kredi vermek. Scotiabankloans@gmail.com bugün e-posta yoluyla bizimle irtibata geçiniz ....

    YanıtlaSil