Türkiye'de yaşanan akıl almaz değişim

Etiketler :


Yıl 2013, AKP iktidarının 10. yılı.

Bugün bir çözüm sürecine girildiğinden bahsediliyor. Kürtçüler durumdan çok memnun. Türkçüler ise bu "sürece" büyük rahatsızlık ve kuşkuyla yaklaşıyor. Hükümet karşılıklı kazanımlardan bahsediyor ancak kutlamalar yapan tarafı sadece Kürtler oluşturuyor. Öyle ki, yakın zamanda PKK'nın gerçekleştirdiği ilk saldırı kutlandı.

Bugün herhangi bir gazeteyi açtığınızda klasik bir haber görüyoruz: "Öcalan: Süreci içerden yönetemem." İstek açık, niyet çok belli. Öcalan, yani teröristbaşı, hapisten çıkmak istiyor. Bu isteği açık açık dile getiriyor ve hiç kimse de "sen binlerin katili, şerefsiz bir teröristin" diyemiyor. Aman Kürtler alınmasın, aman kan akmasın. Peki ya Türkler ve onların onurları, verdikleri mücadeleler, şehitler ve gaziler? Kimin umurunda? En azından "ümmetçi" saplantıya düşen AKP hükümetinin hiç umurlarında değil. Onlar için varsa yoksa Başkanlık. Bunun için yapamayacakları şey yok. Çözüm bahane, Başkanlık şahane.

Sanırım bundan yaklaşık 1 yıl önce... Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi lideri (bakmayın böyle yazdığıma, bölgeyi Kürdistan ilan ettiler) Barzani, AKP Kongresi'ne katılıyor. Yaklaşık 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde daha önce okumadığım, görmediğim bir olaya tanıklık ediyorum. Barzani kürsüye çıkarken, salonda bulunan binlerce AKP'li kendisine "Türkiye seninle gurur duyuyor" şeklinde tezahüratta bulunuyor. Buna inanabiliyor musunuz? Barzani kim? Türkiye lehine ne yapmış? Türkiye'ye ne faydası olmuş da "Türkiye, Barzani ile gurur duyuyor?" Var mı cevabınız? Benim yok. Arasam da bulamıyorum. Bu bir halkın, gelip gelebileceği, görüp görebileceği son noktadır. Bir Cumhuriyet'in vatandaşları peşmerge lideriyle gurur duyuyor! Akıl alır gibi değil.

Suriye...

Birden kardeşimiz oluveriyor Suriye halkı. Mutluluk pozları verilen Esad, Esed oluyor. Diktatör oluyor, halkına zulmeden bir şerefsiz haline dönüyor. Türkiye ise kendisini mümkün olduğunca geri tutması gereken bir bataklığa koşar adım hareket ediyor. Özgür Suriye Ordusu adı verilen milis güce para ve silah yardımı yapılıyor. Türkiye'ye onbinlerce mülteci getiriliyor. Sınırınızdan içeri bombalar düşüyor, uçaklarınız düşüyor ve pilotlarınız şehit ediliyor. Neden? Suriye halkı neden bizi bu kadar ilgilendiriyor? Neden biz de diğer ülkeler gibi süreci dışardan izlemek yerine oyuna dahil olma gereği duyuyoruz? Ümmetçilik aşkına mı? Yoksa BOP ile birlikte filizlenen Neo-Osmanlı saçmalığı için mi?

Ve Mısır... Yine olaylar, çatışmalar ve yine kendisini ateşin ortasına atan bir Türkiye. İnanın AKP hükümeti her gün öyle açıklamalar yapıyor, öyle üzgün bir portre çiziyor ki darbeye maruz kalan, ölen ve öldürülen Mısır halkı bile belki bu kadar tepki vermiyor! Tabii hal böyle olunca insanın aklına yine sorular geliyor. Ne değişti? Ne ara Mısır bu kadar umrumuzda oldu? Gerçekten bir bölgesel güç gibi mi hareket ediyoruz, yoksa "birilerinin" maşalığını mı yapıyoruz? Neden?

Türkiye'nin son 10 yılda geldiği nokta ve genel gidişatı endişe verici. İç siyaseti bir kenara bırakarak, tamamen dış siyasete odaklanalım. Davutoğlu, göreve geldiğinden bu yana bir "komşularla sıfır sorun" geyiğidir gidiyor. Bugün, Türkiye'nin sorun yaşamadığı iki komşusu var. Bunlardan biri ekonomisi batan, fazlasıyla kendi derdine düşmüş Yunanistan ve neredeyse ABD'nin uydusu konuma gelmiş, ABD güdümlü Gürcistan. Güneyinizde ABD yanlısı politikalarınız nedeniyle İran ile soğuksunuz, Suriye ile durumunuz malum. Irak merkez yönetimiyle ilişkileriniz gergin. Ermenistan ile zaten yıldızınız hiç barışmamış. Hani nerede komşularla sıfır sorun? İşin daha kötüsü, hükümette inanılmaz bir memnuniyet söz konusu. Kamuoyu ne tepki gösterirse göstersin kendilerinin içerde ve dışarda oldukça başarılı olduğunu sanıyorlar. Ve biz bir felakete sürükleniyoruz... BOP aşkına, Ortadoğu'da "söz sahibi" olma sevdasına uçuruma doğru koşar adım ilerliyoruz. Ortadoğu'da söz sahibi olma demişken... ABD'nin sözlerini ileten bir telesekreter desek daha doğru olmaz mı?

En kötüsü de hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilmek...

Türk halkı, doların 2 liraya yaklaşmasını önemsemiyor. Önemsememesi de normal. Çünkü, Başbakan AKP mitingde "ekonomimiz hamdolsun çok iyi dedi." Yeter, Başbakan dediyse kesin doğrudur. Ben 800 küsür lira asgari ücretle çalışıyor olsam da ekonomi çok iyiymiş, hamdolsun.

Öcalan da hapisten çıkarsa çıksın canım, ne olacak ki? Öpüşelim, barışalım, helalleşelim amaaan ölümlü dünya değil mi neden birbirimizi kırıyoruz? İşte budur! Bugüne kadar kaç şehit verilmiş, kaç ocak sönmüş, kaç yürek hala yanıyor ne önemi var? Çıksın ya barışalım artık. Barış iyidir, iyi. Valla bak.

Sokaklara dökülelim... "Katil Sisi, yanındayız Mursi" diye bağıralım. Hiçbirimiz de "bir dakika Mursi kim, Sisi kim, Arap baharı neden oldu, şimdi neden darbe oldu, Mısır ve bizim ne alakamız var?" diye sormasın. Bağıralım. Çünkü Başbakanımız bize dedi ki Sisi katil, Mursi mağdur. O kadar. Ne de olsa mağdurun yanında olmayı kendimize borç biliriz.

Yahu bu ülkede hiçbir şey değişmez, değişmeyecek.

Çünkü Tayyip çok delikanlı adam. Tam bir Kasımpaşalı. Dinine de düşkün ha, bizden biri. Namazında niyazında adamdan hiç zarar gelir mi? Hem de çok karizmatik, uzun boylu. Baksana ABD Başkanı'nın karşısında nasıl bacak bacak üstüne atıyor?

10 yıl sonunda gelinen Türkiye bu işte. Gerçi bakma ben de boşuna yazıyorum.

Sonuçta,

"Ülke yönetmeyi bizden öğrenecek değiller."

0 yorum: